left kanilski | yazmak, kendine alışamamaktır!: denemeler #4

denemeler #4



MANASIZ BAKIŞMALAR

bu dahil bütün genellemeler yanlıştır sözüne bir genellemeyle cevap verip olumsuzluyorum ve bu dahil bazı genellemeler doğru olmasaydı mantık diye bir bilim olmazdı diyerek yazıma başlıyorum. evet mantık... ya da aristo demek, konunun anlaşılması ve girişin rahat olması için daha "mantıklı". "sadece insanlar düşünür, ben de düşünüyorum. öyleyse ben bir insanım" önermesi mantık'ı ortaya çıkaran hz.aristo tarzı, anlaşılması kolay bir misal.

neyse mantık konusuna neden bu kadar takıldığımı bilmiyorum -ki az sonra okuyacaklarınızın aristo ile bir ilgisi olmadığını anladığınızda siz de aynı şeyi söyleyeceksiniz- ama konuya çat (ya da pat) diye girmenin kapıyı çalmadan lise müdürünün odasına girmek gibi, bünyeye sidiksel bir heyecan pompalamasını engellemek için böyle bir yol seçtim diyebilirim. mantıktan köprüsüz bir şekilde insanlara ve iki alt başlık olan kız ve erkeklere geçmek istiyorum. ya da şöyle diyeyim; bugün dışarı çıktınız ve kaç tane karşı cinsle göz teması kurmaya çalıştınız? evet, garip ve napıyorsun erhanım ya? tarzı bir soru, fakat ehemmiyetle üstüne düşülmesi ve sakatlanmadan cevabının verilmesi gereken bir soru. cevabın müphem bir sayı olduğundan eminim ama peki neden yapıyoruz bu göz temaslarını ya da ne için yapıyoruz demekten de kendimi alamıyorum.

yemek yiyorum önemli bir alışveriş merkezinin önemsiz bir cafesinde, bakıyorum etrafıma ortalama her masaya 4 yalnız erkek düşüyor ve bu arkadaşlar pusu kurmuş bir şekilde kendi görev yerlerinden geçen karşı cinslerin gözlerinin içine bakmaktan yemeklerini yiyemiyorlar. "mübalağa gerçeği sakatlamaz" sözünü hatırlatarak devam ediyorum ki aynı şeyi kızlarımız da yapıyor efendim. yani buradaki sorun badaklık ya da abazalık değil, kesinlikle yanlış anlaşılmasın. belirtmek istediğim şey metroda, otobüste, bakkalda vb... gibi yerlerde ömrünüzün geri kalan kısmında bir daha karşımıza çıkma olasılığı sineğin fili devirme olasılığından daha az olan bir insanla göz teması kurmanın manasının ne olduğu? di mi ama; hani diyorum bir gece klubündesinizdir, almışınızdır alkolü beyne beyne, sahte bir özgüven ve ardından kesersiniz en yakın hatun kişisini ve sonra tanışırsınız ve hedefe giden yolda çektiğiniz çile kutsaldır sizin için. evet tavlarsınız amiyane tabirle ve maç sayısını da atarsınız bir şekilde ama diğer taraftan bakkalda osman abinin önünde ve sonrasında olmayacak bir şey için neden aynı sahneyi oynarsınız?

içinizden "öylesine" ya da "alışkanlık" ya da "ben yapmıyorum ama yapanlar var ve abazalar" dediğinizi duyar gibiyim. belki kısmen doğru bu olasılıklar ama asıl cevaplar bunlar değil. yapıyoruz, çünkü beğenilmek ve ardından bunun verdiği hisle yalancı bir özgüven yaratıp günün sıkıntılarına kalkan hazırlamak istiyoruz. yapıyoruz, çünkü hala doymadık bazı şeylere ve güzel bir kız yada yakışıklı bir erkeğin bakışları bu dünyadan birazcık da olsa uzaklaştırıyor bizi. yapıyoruz çünkü giydiğimiz elbisenin ya da şekil verdiğimiz saçın karşı cinsteki etkilerini göz temasıyla anlamak istiyoruz. evet bunları yaptık bir zamanlar ya da yapıyoruz hala. ama söyleyin bana düşüncelerini bilmediğiniz ve bilemeyeceğiniz bir insanın gözlerinize 1 saniyeyi aşan bir süre bakması o anınızı nasıl değiştirebiliyor hemen, beğenildiğinizi farzedip kendi kendinize nasıl özgüven pompalıyorsunuz?... elbisenin yakıştığını, bacakların gerçekten güzel olduğunu, saçların yüzünüze gittiğini, tanışsanız yok demeyeceğini ve aslında bütün kız/erkeklerin size hasta olduğunu sadece bir kaç göz temasından nasıl anlıyorsunuz? hayır, anlamıyorsunuz. sadece inanmayı istediğiniz şey için yorum yapıyorsunuz ve öyle zannediyorsunuz, kendinizi kandırıyorsunuz çoğu zaman. diğer taraftan madaloyonun öteki yüzünü çevirip ne kazandığımıza bakalım; misal, restoranttayım, karşımda kız arkadaşım oturuyor ve diğer masada tatlı bir bayan ve onunda karşısında sırtı bana dönük erkek arkadaşı. bakışıyoruz kızla, göz teması kuruyoruz (evet sadakatsizin tekiyim diyelim). peki bana ne kazandırıyor bu bakışmak? yani kalkıp masadan diğer masaya gidip iki potansiyel katilin önünde telefon numarasını mı isteyeceğim kızın? hayır. o hadise aynen öyle kalacak ve gece bittiğinde elimde kabarık bir hesap faturasından başka bir şey olmayacak.

velhasıl-ı kelam, bu tespitlerim doğrultusunda her er yahut dişiyi zan altında bırakmak istemem, küçük bir yüzdecik yapmayanlar, ben neysem oyumcular ve yalancı özgüvenlere bünyelerinin alerjisi olanlar da var tabi ki. bunlara hürmetli ve latif selamlarımı sunup diğerlerine de bu yanılsamanın ve hayalin peşini bırakmalarını öğütleyip yazımın sonuna geldiğimi az sonraki noktayla anlamanızı istiyorum.

Hiç yorum yok: