left kanilski | yazmak, kendine alışamamaktır!: denemeler #13 (19.10.09)

denemeler #13 (19.10.09)

SIFATLAR


Sıfatlara güvenmemek lazım. Onlar ki ne yaman ve ne muzır silahlardır. Kötü niyetlilerin elinde istenilen şekilde yoğrulup, insanın en savunmasız yerine, benliğine kurnazca sirayet ederler. Keyif verdiği de olur, acı verdiği de...

Tehlikelidirler. Cümlelerin yapamadığını, gerçeğin gösteremediğini bir sıfat kolaylıkla yapabilir. Güzelsin, harikulâdesin, başkasın derim, hop yatağıma doğru bilinçsiz yolculuğuna çıkarsın. Bilinçlisin, akıllısın hatta üstüne yok derim, ne karakter kalır ne prensip, kararlarına ve eylemlerine sıfatların ağırlığı yapışır ve onları kaybetmemeye çalışırsın. Yahut bayağısın, aşağılıksın, çirkinsin derim, niyetimi sorgulamadan üstüne alınırsın hemen. Kendinden işkillenirsin, acabalanırsın, kuşkuların mezar böcekleri gibi içten içe kemirir ve zehir kanında dolaşmaya başlar artık. Kendi eksikliğinin fark edildiğini sanıp, onu fütursuzca kapatmaya ve gizlemeye uğraşırsın. Savruk cümlelerin her çırpınışında daha da dibe batırır seni. “Hayır ben öyle değilim bir kere” ile başladın mı, bitti gitti işte…

Dediğim gibi sıfatlara güvenmemek lazım. Kullanılmak ve kullanmak için yaratılmışlardır. İnsanın en zayıf noktasına doğru fırlatılmış zehirli ok misali farkettirmeden ve aniden saplanırlar.

6 yorum:

spESİfik dedi ki...

neden başkalarının bize yakıştırdığı sıfatlarla yaşamak zorundayız yada neden onların yakıştırmalarına ihtiyaç duyarız ki

kanilski dedi ki...

bu başka yazının konusu olur...

ama kendi naçizane fikrimi deniyeyim; bence içimizdeki boşluğu -ki o boşluğu ne kadar doldurursak hayatın o kadar anlamlı geleceğine inanırız- doldurmak için duygularımızın karşılık bulması lazım. sevdiğimiz kadar sevilmemiz, istediğimiz kadar istenmemiz lazım. işte bu yüzden sıfatların tatlı esintisine kendimizi kaptırıyoruz. hatta acı esintilerini de üstümüze alınıyoruz. hep bir "olma" savaşı. hep bir "tamamlanma" uğraşı...


sence?

Aşk ve Zehir dedi ki...

Zehir olup sızdılar, canımı çok yaktılar, derman oldular canıma canda kattılar..

Ama anladım artık yok ihtiyacım sıfatlara.

Şimdilerde tamlamasız, sıfatsız bir yaşam sürüyorum. Cümlelerim de devrik değil, gizli öznelerim yok. Basit cümleler kuruyorum, ne virgülle ayırıyorum ne de üç nokta ile bitiriyorum. Soru sormuyorum cvp alamayacağımı bildiğim için, vurgulamıyorum anlaşılamayacağım için.

Kullanmayı hiç öğrenemedi(ler)m...

kanilski dedi ki...

"Şimdilerde tamlamasız, sıfatsız bir yaşam sürüyorum. Cümlelerim de devrik değil, gizli öznelerim yok. Basit cümleler kuruyorum, ne virgülle ayırıyorum ne de üç nokta ile bitiriyorum. Soru sormuyorum cvp alamayacağımı bildiğim için, vurgulamıyorum anlaşılamayacağım için.

Kullanmayı hiç öğrenemedi(ler)m..."

Zehir akmış yine:)

spESİfik dedi ki...

özür dilerim cevabını çok geç gördüğüm için.benim fikrim; insanların bencil düşünceler içinde beğenilmek istenmeleri.sıfatlara aldırmayan insan bencilliği aşmış insandır zaten.ne olduğunun farkında olan insan,kendisine yapılan yermelerin ve abartıların zaten farkındadır.

kanilski dedi ki...

dediklerine sonuna kadar katılıyorum spESİfik... ne yazık ki yermelerin ve de abartıların farkındalığı genellikle hayatın son demlerinde ortaya çıkıyor...