left kanilski | yazmak, kendine alışamamaktır!: yaşantılar

yaşantılar

NEVROZ


Az önce yüzleştiği gerçekten o kadar korkmuştu ki hemen ilk bulduğu taksiye atlayıp eve geldi ve yatağa bıraktı kendini, uykuya sığınmak huzur veriyordu böyle durumlarda… Birkaç gün boyunca aralıksız uyumak için her şeyini vermeye hazırdı. Her şey insanlara bu kadar çok güvendiğinden kaynaklanıyordu. Her defasında insanlara ihtiyacım yok dese de en ufak tebessüme yahut bir şeylere dahil olması için yapılan gelişigüzel tekliflere hemencecik kanardı. Küçüklüğünden beri içine kapanık oluşunun verdiği utangaçlık, arkadaşlarının onun hakkında küçültücü ve dışlayıcı davranışlarına neden olurdu. O gün yine aynı şey oldu; bütün gün boyunca kime ne anlatmak istese, terslediler onu, suratına baka baka güldüler birkaç kere. Dışlanmışlıktan ve onun dayattığı kaygıdan nefret ediyordu. Onunla alay etmeyen bir arkadaşı, onu ne olursa olsun dinleyip gülmeyen bir dostu olması için tanrı’ya geceler boyu dua etmedi mi ki? Her sabah bu alınganlığı yenmek ve insanların hep kendisini izledikleri düşüncesinden kurtulacağına yemin ederek kalkardı yatağından. Okula giderken aşağı mahallenin pasaklı ve tasasızca sokağa bırakılmış çocuklarının isyankâr bakışlarından bile rahatsız olurdu. Her defasında daha uzun süre çocukların gözlerinin içine bakacağına kendisini şartlandırır fakat başaramazdı. Bütün bir yol boyunca da kafasını cama yaslayıp, önce kaldırım taşlarının otobüs camından hızlı hızlı geçişine dalardı, sonra da okuldaki çocukları düşünüp tekrar kaygılanırdı. Bir türlü cesaretini toplayıp sınıf başkanı olmak istediğini söyleyememesi bir yana, sınıfa geç girerken insanların onu baştan aşağı süzmesinin dayanılmaz tedirginliği içten içe kemiriyordu onu. Çoğu sefer okul rehber öğretmenine danışmayı düşündü. Fakat bir duyan yahut gören olursa daha da çok gülecekler, belki onu bir daha hiç aralarına almayacaklardı. Bu olasılık daima o düşünceyi ertelemeye yetti.



O gün matematik sınavları açıklandığında öğrencilerden birisi onun kopya çektiğini, aksi takdirde bu kadar yüksek not alamayacağını söyledi. Öğretmen kendisini savunması için tahtaya çıkardığında, ilkin nefesi kesilecek gibi oldu, sıraların arasından geçerken ne söyleyeceğini, ne yaparsa gülmeyeceklerini ve nasıl konuşursa saygı duyacaklarını düşündü. Öğretmen, sınıfın da gerçeği görmesi için sınavdaki bir soruyu tahtada çözmesini istedi. Küçük ve soğuk terler kendini hissettirmişti, az sonra da sıcak basmaya başladı. Hiçbir şey yapamamış, kendisini doğru düzgün savunmayı bile becerememişti. O, diğer insanlar gibi değildi. Dışarıda bırakılmıştı besbelli. Bunu bir kere daha anladı. Sürekli düşünmekten, kaygılardan ve kötü anılarını hatırlamaktan dolayı yaşama zorluğu çekiyordu. Soruya bir türlü konsantre olamadı. Öğretmen yarın tek başına, öğretmenler odasında tekrar sınava girmesi gerektiğini söyleyince, bakışları sınıfın zeminindeki küçük, önemsiz boya lekelerine dikkat kesilerek sırasına doğru yürüdü. Ne o! ön sıralardan birisi mi gülmüştü? Yoksa sağındaki kız “off” derken ondan mı şikâyetçiydi? Teneffüs olduğunda, çantasını ve askıdaki paltosunu aldığı gibi koşar adımlarla sınıftan uzaklaştı. Bahçe kapısındaki bekçiye hastayım deyip geçtikten sonra bu yalanı hemen nasıl söyleyebildiğine kendisi de şaşırdı. Ama bir yandan da kendisine dair düşünceleri bütün endişeleriyle birlikte oradaydı. Zihnini işgal etmek üzereydiler.



Eve girdi ve babasının o gün işten sonra eski arkadaşlarıyla meyhaneye gideceğini bildiğinden memnundu. Odasına girdi, çantasını kapının arkasına astı, pijamalarını bile giymeden yatağa oturdu. Bir süre düşündü yine, sonra da kendini uzun bir uykunun umutlu vaatlerine bıraktı. Kendisini boğacağını düşündüğü bitmek bilmez düşüncelerinden ancak böyle kurtulacağını umuyordu. Bilincin sesini kestiğinde belleğinin ona yardım edip olan biteni unutturacağı düşüncesi tatlı bir olasılıktı onun için. Ama denemekten zarar gelmezdi. Önce yastığı elleriyle düzledi, sonra yarı açık pencereden sokulan havanın soğuk esintisini hissettikten sonra yorganın altına girdi ve tavana birkaç dakika baktıktan sonra gözlerini yummaya karar verdi. Kahretsin, düşünceler gözleri kapalıyken daha da hızlı hareket ediyordu. Birine teslim olmamak için mutlu anılarını hatırlamaya çalıştı, başarır gibi oldu fakat bu sefer de ardındaki düşünceler hücum etti. Onu hallettiğinde ise diğerleri amansızca sökün etmeye başladı. “Herhalde hiçbir zaman sonu gelmeyecek, yenemeyeceğim” dedi içinden. O anda göz kapakları ağırlaştı. Beyninin yorgunluğunu daha iyi duyumsadı. Tatlı bir gevşeme ve ardından ne zamandır hissetmediği sessizliğin o tarifsiz, hafif uğultusu onu uykunun bilinçsiz diyârına yavaş yavaş sürükledi.



Her gün evine gelirken uğramayı ihmal etmediği börekçinin iki dükkân solunda bulunan eczanenin krem rengi, buruşuk poşeti yatağın hemen kenarındaydı. İlaç şişesinin kapağı yatağın altına yuvarlanmış, içindeki haplar sağa sola saçılmıştı. Eğer babası birkaç saat önce eve gelseydi şu anda hastanede olabilirdi. Annesi mi? Belki de onun yanındadır şimdi…

8 yorum:

Aşk ve Zehir dedi ki...

yaşamı ile yaşadığı toplum arasında dengeyi kuramamış bir kişi daha! fakat sonucu kötü, sonucu rahatsız edici..

ELİF..den dedi ki...

Birşeyler eksik kızın hayatında ve o eksikliği hiç birşey kapatmıyor değil mi?
Anne,
anne.....

Herşey dinlemekle başlıyor,babası birgün oturup kızını saçma saçanda konuşsa dinleseydi yada dinlemeyi başarsaydı.Herhalde adımları bu kadar cılız olmasa da anlamları olurdu.

Herşeyin anlamsız geldiği bir dünyada yaşamak istememesi kadar doğal bir taraf bulamıyorum...
Çünkü ona anlatmamışlar...
Anlatsalardı çok şeyler değişirdi hayatında eminim...
Herşeyin bir anlamı olduğunu,şu gözünü alabildiği manzara şimdi hazan sarısına boyanmış olabilir ama bahar gelince nasıl her tarafın şenlik gülleri açtığını
birileri söyleyebilseydi.

Çünkü kızın hep hazan sarısında kalmış yüreği ve içindekiler...
Baharı ona kimseler müjdelememiş...

beenmaya dedi ki...

geç kalmak belki de kilit kelime burada...

bir babanın çocuğuna, bir çocuğun babasına, beklenene, bir söze, bir bakışa, tek bir dokunuşa belki, zamana, mevsime, hayata, yaşamaya ama en çok kendine geç kalmak...

birinden biri vaktinde olsaydı yaşamla aradaki bağ bu kadar çabucak kopar mıydı...

Adsız dedi ki...

Hello everybody! I do not know where to begin but hope this place will be useful for me.
Hope to get some assistance from you if I will have some quesitons.
Thanks in advance and good luck! :)

Adsız dedi ki...

Hello,
I have developed a new clean web 2.0 wordpress theme.

Has 2 colours silver and blue, has custom header(colour or image).
I am curently working on it, so if you have suggestions let me know.

You can view live demo and download from here www.getbelle.com
If you found bug reports or you have suggestions pm me.
Wish you a happing using.

many thanks to [url=http://www.usainstantpayday.com/]USAInstantPayDay.com[/url] for paying the hosting and developement of the theme

Urbamyreeloam

Adsız dedi ki...

It's so easy to choose high quality [url=http://www.euroreplicawatches.com/]replica watches[/url] online: [url=http://www.euroreplicawatches.com/mens-swiss-watches-rolex/]Rolex replica[/url], [url=http://www.euroreplicawatches.com/mens-swiss-watches-breitling/]Breitling replica[/url], Chanel replica or any other watch from the widest variety of models and brands.

Adsız dedi ki...

Really entertaining website.

Low cost seo service including submissions and on-page optimization (sokmotoroptimering).
[url=http://www.smotop.se/smotopbloggen/]Sokmotoroptimering[/url]
http://www.smotop.se/sokmotoroptimeringskonsult.html

Adsız dedi ki...

viagra side effects trusted pharmacy catalogpharmacy online viagra

[url=http://www.bebo.com/buylevitraonline1]buy dreampharmaceuticals levitra online[/url]