left kanilski | yazmak, kendine alışamamaktır!: bugünün iletisi (10 nisan)

bugünün iletisi (10 nisan)

- anahtar nerde anasını satıym?...hah burdaymışş. (kapı kilitlenir)

şu anda sandalyeme oturdum ve duygularımın kelimelere dönüşebilme kapasitesi kadar yazımı devam ettirmeyi planlıyorum. bu yazdığımı kesinlikle günlük olarak addedmeyin. çünkü bir günlükten çok daha samimi ve duygulu olduğunu ilerleyen satırlarda siz de anlayacaksınız.

öncelikle niyetim halet-i ruhiyemden bahsedip canınızı sıkmak değil fakat belki de halinize şükredeceğinizi umarak, sıkıntılı ve depresif olduğumu bilmenizi istiyorum. şu anda belki de ben de öyleyim diyorsunuzdur. (olabilir)


- tık tık! (kapı çalınır)
- efendimm? ya kapıyı açamam şimdi. meşgulüm oğlum, az sonra gel. yazı yazıyorum.

hah nerede kalmıştık. evet halet-i ruhiyemin iyi olmadığını da belirttikten sonra bugünlük iletimde yaptıklarıma geçmek istiyorum. "-bize ne lan senin yaptıklarından? güldür bizi, düşündür bizi lavuk! "diyorsanız, 6 satır atlamanızı tavsiye ederim. saat 14 gibi gözkapaklarımın açılmasıyla birlikte odamın beyaz tavanına gökyüzü muamelesi yaptıktan sonra saate bakma ihtiyacı duyarak kolumu normalden takriben bir 10 santim daha ileriye uzattım ve yatağımın sol tarafındaki çalışma masamın üstündeki saati aldım. "- yuh anasını satıym 10 saat uyumuşum!" dedikten sonra ise kaynağının midem olduğunu öğrenmemle birlikte zil sesisini durdurmak için internetten yemek siparişi verdim. yemeğimi yedim ve şu anda bunları yazdğım yere oturdum.

şimdi ise ne öğütler, ne bilgiler vermek umuduyla başladığım yazıma, canımın yazmak istememesi yüzünden son vermek istiyorum. ha merak ediyorsanız eğer, ya ders çalışıyorumdur, ya da ice tea şeftali eşliğinde hinditan cevizli rondomu yarılamışımdır...



E.K (23.39 / 10.04.07)

1 yorum:

DoDo dedi ki...

bana da böyle oluyor; çok farklı şeyler yazmak amacıyla, kafamda binbir türlü konuyla başlıyorum, sonra ne oluyor bilmiyorum, tüm şevkim kaçıyor, kısa kesip bitiriyorum.
bi de hinditan mı hindistan mı karar ver :)