left kanilski | yazmak, kendine alışamamaktır!: serbest edebiyat 14 (04.09.09)

serbest edebiyat 14 (04.09.09)


ESKİ BİR DOSTA MEKTUP

10 Haziran 1994
Gümrü

...Her yaklaştığımda biraz daha uzaklaştı benden. Duygularımı her belli edişimde biraz daha güven kazandı sanki. Biraz daha özünü kaybetti. İçindeki şeytanı gizlemeye gerek olmadığı besbelliydi. İsteyerek gizlemese de içten içe değişiyordu. Bunun farkında olmaması ne acı! Onun o plansızlığını, bir anda oluverişini, çirkin oyunlara başvurmaya gerek duymayışını sevdiğimi anladım bir kez daha. Şu an bu mektubu yazarken bir kez daha anıyorum eski günleri. Hatta sadece gözlerine bakarak saatlerce geçirebileceğimi söylediğim o geceleri… Nefesinin kokusuna, dudaklarındaki tada ve boynundaki kokuya bir daha ulaşamayacak olmam ne kötü. Hatta zamanın geçişine, zamanın ve insanın bu kadar yaralayan değişimine lanet ediyorum şu anda. Geçmişi düşündüğümde ruhumun hissettiği hafiflik, şimdiyi ve son zamanları düşündüğümde yerini güçlü bir hayal kırıklığına bırakıyor. Evet, ona her yaklaşmam da, hislerimin gel dediği yoldan her gidişimde, o benden aynı hızla uzaklaştı. Keşke kendimce yaşasaydım bunları. Ona bu kadar yaklaşmayıp içimde avunsaydım da gözümde bu kadar değişmeseydi.


İşte aziz dostum Nora, yıllardır aynı hayata beraber baktığım, gelecek için peşin hesaplar yaptığım kadından böyle ayrıldım. Mektubunu alalı henüz 3 gün oldu. Bu aralar iç sıkıntılarım kuvvetli bir atâlet yaratmakta bedenimde. Ne çalışıyorum, ne eğlenmeyi düşünüyorum, ne de dışarıya çıkıp denize karşı bira içiyorum. Geçenlerde ne zamandır içmiyorum diye bir hesap yaptım. İnanır mısın en son senin asilzade halanın yalısında içmişiz. Hatırlarsın muhakkak. Senin hafızan hep daha kuvvetli olmuştur benimkinden. Bir yaz akşamıydı, sen ben ve Talin hanımefendi yalının taraçasında oturmuş rakı içiyorduk. O eski anılarını anlatırken ben dinliyor sense yıllardır dinlediğin hikâyelerden bir an olsun kurtulmuş, gökyüzündeki yıldızları seçmeye çalışıyordun. O günler de güzeldi Nora, ama onunla geçirdiğim günlerin tadı, başkalığı, bir daha kimseyle olamazlığı o kadar kuvvetli yapıyordu ki beni. Hayatında seni sen olarak seven, sana kendisi gibi gelen birinin olması çok başka bir gerçeklik. Hatta o duygudan başka her şeyi yalan yapabilecek kadar…


Bitmiş ve şimdi ancak nefretimi güçlendiren bir ilişkiden bu kadar bahsettiğim için üzgünüm. Sana attığım son mektupta, 3 ay önce beraberdik hala. Hatta mektubu zarfa o koymuştu, beyaz ve ince elleriyle. Mektubu bitirdikten sonra birazcık dizine yattım. Çok severdim onun dizine yatıp, güzel yüzünü izlemeyi. Ellerini yüzümde gezdirişi ve saçlarıma dokunuşu başka bir dünyada hissettirirdi beni. Neyse aziz dostum, onunla ilgili her şey şu anda acı veriyor bana, unutmak ve bahsetmek istemediğim kadar hatırıma geliyor. Geldikçe de kendime kızıyorum. Şu anda iki farklı o var içimde. Sevdiğim ve nefret ettiğim. Bir süre sonra, hatta senin bana cevap yazdığın mektupta muhtemelen, büyümüş olan nefretim geçmişini de alıp götürecek onun. Beklemediğim ve inanmak istemediğim bir şekilde masumiyetini kaybedişi ve aramızdaki her şeyi bitirişi, onu unutmak adına her geçen gün biraz daha güç veriyor bana. Son sözlerime gelirken şunu da bilmeni istiyorum, beni sahiden merak eden ve her zaman sorularıma akılcı cevaplar veren aziz dostum; nefretim ve kızgınlığım sadece ona karşı değil. Kendimden de en az onun kadar nefret ediyorum. Onun gün be gün değişmesini ve sevdiğim kadını ellerimden alışını fark etmeme rağmen her defasında yalnızlığımın soğuk korkusu ve ona olan sevgimin sıcak gerçekliğine inanışım beni daha da güçsüzlüğe itti. Hatta bir gece, kendime saygımı yitirmek pahasına karşısında ağladım. Onu sevdiğimi ve bu gerçekliğin hiç bitmemesi gerektiğini söyledim. İşte bu yüzden varlığımdan bütün gücümle nefret ediyorum.


Aziz dostum Nora, umarım karanlık sıkıntılarımla ve derin mihnetimle canını sıkmamışımdır. Mektubunda, “onu hala o kadar güçlü seviyor musun?” diye sormasaydın bu kadar içimi dökmezdim belki. Ama hayatta, yorulmuş ve bıkmış bir haldeyken içini dökebileceğin bir insanın olması ne kadar güzel. Hele ki bu insan yıllardır dostum olan ve her cevabıyla beni biraz daha aydınlatan sen olunca… Bu ruh halime ilişkin fikirlerini ve düşüncelerini sabırsızlıkla bekliyorum.



Sevgilerle… Levon

2 yorum:

M.N.Yorulmaz dedi ki...

shiraz tadında...ama batılı...

kanilski dedi ki...

oryantalist diyosun;)