left kanilski | yazmak, kendine alışamamaktır!: ruhumdan manzumeler

ruhumdan manzumeler

YAZILAN YALNIZLIKLAR

Yalnızlığım farklıdır. Her insan yalnız bir kez yalnız olur, sonrası onun tekrarıdır. Ve her insanın yalnızlığı yalnız kendisine mahsustur. Hayattan soyutlanmak istememem, beni senden yahut ondan ayıran şeyin peşini bırakmamam, tekilliğime tutkulu bir şekilde sarılmam, işte budur benim yalnızlığım...

biçimimin verildiği toprağı bu sefer kendi ellerimle, kendi irademle ve kendi bildiklerimle tekrar şekillendirmek.

mutluluğumun kahkahalarını kimsenin duymaması,

üzüntümün hıçkırıklarını kimsenin dinlememesi

kendimle başbaşa kalıp, değerli ne varsa harca katarak yoğurmaya başlayıp, "özgür bir kendilik" yaratmaya çalışmak...

nesnelerin ve insanların "etki"lerine maruz kalışımın, artık yönümü değiştiremeyecek olması...

nedensiz ama güçlü bir evet'ten, ne denli özgürlüğe varılacağını kestiremesem de "neden ?"lerime bulmayı amaçladığım cevaplara doğru bir yol...

işte budur benim yalnızlığım!

10 yorum:

Aşk ve Zehir dedi ki...

yalnızlık değil, yalnız kalmak hiç değil..! bildiğin yalnızlığına kaçmak,kendini tanımak ve sorularına cevap aradığın bir yoldur bu..

yolu seçen sensindir, kaptan sensindir.. etkilere tepki yoktur artık,tepkin kendinedir, yoluna..
hayattan soyutlanırsın belki ama daha somutsundur şimdi kendine. Daha şeffaf,daha dürüst,daha iletken..

ve zamanı doldurursun,tıpkı bir kelebeğin kozasındaki bekleme süresi gibi..

sürecin sonunda ya yeni bir sen doğar ya da doğmamış kozadaki kuruyan bir kelebek olursun..

beenmaya dedi ki...

"Bir yara gibi...

Hani içinde bir yerde, senin bile farkında ol(a)madığın, gözle görülmeyen bir yanında mesela, artık senin ayrılmaz bir parçanmış; elin, gözün, kulağınmış gibi taşıdığın, her canın sıkıldığında, acıdığında veya acıttığında başkalarını istemeden, bir günün bir diğerine uymadığında mesela, kendini bilmediğin huysuz ve umarsız zamanlarında, içindeki boşluklar üşüdüğünde, şimdiye kadar kaç kişiyi üşüttüğünü düşündüğünde, başkalarına az kendine fazla geldiğinde, ya da tam tersini hissettiğinde, yakalayamadığında akıp giden zamanı, tutamadığında her istediğinde istediğin yerinden hayatı, kendini hep geç kalmış hissettiğinde, ama yetişmek için artık çabalamadığını farkettiğinde, sürekli anlaşılmadığından şikayet ettiğinde, ama sen anlatabildin mi bilmediğinde, gün bitişlerinde, mevsim geçişlerinde, her sene sana bir yaş daha eklendiğinde, bir sevgiliden ayrıldığında, bir başkasına sil baştan aşık olduğunda, bir dosta kırıldığında, ailene gücendiğinde, kimi zaman hiç sebebsiz, kimi zamansa sebebini bile bilmediğinde, el yordamıyla çabucak bulup da yerini, bir anda gün yüzüne çıkardığın, tatlı-sert kaşıyarak, canını acıtarak hatta tekrar tekrar kanattığın, ve o kan dinip o sızı geçene kadar, hani tekrar kabuk bağlayıp da içindeki o vazgeçilmez ama bir o kadar da farkedilmez yerini alana, sen kendi içinden çıkıp da tekrar yaşamla bağını kurana kadar, hem kendi hayatına hem de başka hayatlara kan kırmızı bir izle bulaştırdığın bir yara gibi yalnızlığın...

Bilirsin işte...
Boş verilmiş bir yalnızlıktır aslında seninkisi...
Ama boş değil..."

benimki de sanırım böyle...

kanilski dedi ki...

aşk ve zehir,

"yolu seçen sensindir, kaptan sensindir..."

güçlü bir yalnızlık bu. köşeye çekilmiş, gücenik ve hayattan yorgun olmayan.

dediğim gibi herkesin yalnızlığı kendine mahsus... ben insanlardan kaçmadan, soyutlanmadan devam eden yalnızlığın insanı güçlü yapacağı kanaatindeyim. bu yalnızlık da bir kaçış yahut aksini olamayacağın şeye burun kıvırmak şeklinde olmamalı... seçimi iki "mümkün" arasında yaoılmalı...

bana göre tabii :)

kanilski dedi ki...

ve beenmaya, yalnızlığı bu kadar ayrıntılı ve güçlü bir şekilde anlatabilen nadir insanlardansın bence. kaldı ki çoğu insan duygularını kelimelere dökemezken ve yalnızlığın adından bile kaçarken, onu adlandırmaya çalışmak cesaret işi.


"kendini hep geç kalmış hissettiğinde, ama yetişmek için artık çabalamadığını farkettiğinde, sürekli anlaşılmadığından şikayet ettiğinde, ama sen anlatabildin mi bilmediğinde..."

ben istenilen şeyler için daima mücadele edilmesi gerektiğine inananlardanım. bin kere geç kalınsa da bin kere daha denenmeli...

olasılıkların bolluğundan yararlanılmalı. hayatın bize sunduğu tek şey o değil mi?

savaşmalı hayatla...
aynı zamanda insan kendisiyle de savaşmalı, hem sürü hem de çobanı olmalı kendisinin...

ELİF..den dedi ki...

Yanlızlık tek kişiliktir.
Çok güzel cümlelere imza atarsın ama o cümlelerde yazdığın yalnızlığa ancak onu anlayanlar sahip çıkar...
Bence yalnızlık cümlelerde kendinle savaşmaktır..

spESİfik dedi ki...

yalnızlık,sebepsiz yere tekrarı alışkanlıktır artık.asıl yalnızlık,kalabalığın içinde gözlerini kapatmak ve
içindeki derin uçurumun üzerini örtmektir.güçlü görünmektir,
kendinden bile...
yalnızlık,kısa görüp deryayı damlara çevirmek değil,dünyaya
lanet edip bu hayattan geçmek değil,karamsarlığın en zifiri
noktasında doruklara doğan güneşi yok saymak değil.daha sert bişey yalnızlık...
yalnızlık,bazen isyankar olmaktır.başkaldırmaktır düzene.
sürüden ayrılıp kurtla kapışmaktır.güç gerektirir.azim gerektirir.amaç uğruna gözyaşı dökmektir.çabalamaktır.
yalnızlık kendinin efendisi
olmayı öğrenmektir bazen...

kanilski dedi ki...

elif, yazılabilen yalnızlıkta ben de dediğin gibi yaptım galiba. savaştım...

kanilski dedi ki...

ve spesifik, senin yalnızlığın benimkine benziyor galiba... isyankar... sinirli... kendisine kızan daha çok...

é L L a dedi ki...

yalnizlik bazen insana kendisini buldururken, bazen de yavas yavas kemiriyor icini.

kanilski dedi ki...

ella;
belki de ikisini aynı anda yapıyordur yalnızlık. belki de insanın kendisini bulması için, içinin kemirilmesi gerekiyordur...